Nedeni Açıklanamayan İnfertilite | Jin. Op. Dr. Yeşim Yerçok
Nedeni Açıklanamayan İnfertilite

Nedeni Açıklanamayan İnfertilite

Nedeni açıklanamayan infertilite tanısı, yapılan tüm test sonuçlarının (normal sperm analizi, ovulasyon gerçekleştiğinin ispatı, rahim içi ve fallop tüplerinin durumu)  normal çıkması sonucu konulur. Gebe kalamayan çiftlerin %20-30’unda görülmektedir.

Normal çiftler arasında herhangi bir döngüde aylık gebe kalma şansı ortalama yüzde 20 olmasına rağmen, açıklanamayan infertilitesi olan hastaların aylık gebe kalma şansı tedavi olmadan sadece yüzde 1-4’tür.

Nedeni açıklanamayan infertilite, standart testlerle tanı konulamayan sperm veya oosit (yumurta) fonksiyon anormallikleri, döllenme, implantasyon ve embrio gelişim bozukluklarını içermektedir. Ayrıca artan kadın yaşı ve infertilite süresi de önemlidir. 3 yıllık infertiliteden sonra kendiliğinden gebe kalma oranı %40 iken, 5 yıldan sonra %20’ye düşmektedir. Yani, her ne kadar nedeni açıklanamayan infertil çiftlerin çoğu tedavi olmadan gebe kalabileceklerse de yıllar geçtikçe şansları azaldığı için tedaviye başvurmaları gerekmektedir. Tedavinin amacı aylık gebe kalabilme oranlarını normal çiftlerin seviyesine çıkartmaktır.

Açıklanamayan kısırlığın nedeni nedir?

  1. Otoimmün Bozukluklar:

Bağışıklık sistemi vücudun algılanan herhangi bir istilacıyı hedeflemesini ve ortadan kaldırmasını sağlar. Otoimmun hastalıklar bağışıklık sisteminin düzgün işlememesi ve bedenin kendi hücrelerine (embriyo da dahil) aşırı reaksiyon vermesi ve zarar vermesidir. En çok bilinen otoimmun hastalıklardan Hashimoto tiroiditi, Romatoid Artrit ve Çölyak hastalığı gebe kalamama ve tekrarlayan düşüklerle bağlantılı olabilir.

Erken menopoz (erken over yetmezliği), kan pıhtılaşma bozuklukları ve düşükler belirtiler arasında olabilir.

Çoğu zaman otoimmün hastalıklar sessizdir ve ilk belirtisi düşüktür. Tekrarlayan düşük, üreme çağındaki kadınların yaklaşık yüzde 2 ila 5’ini etkiler. İmmün profillere bakıldığında romatoid artrit veya lupus gibi otoimmün durumlar için eğilim vardır.

Otoimmün bir rahatsızlığınız olduğunu biliyorsanız, hamile kalmaya çalışmadan önce tedavi altında olmalısınız. Bağışıklığınızın düzenlemesi, gebe kalmanız ve hamileliğinizi sürdürmeniz için anahtar olacaktır. Beslenme ve yaşam tarzını değiştirmek de etkili olmaktadır

  1. Tiroid Bozuklukları:

Vücudun tiroid bezlerine saldırdığı enflamatuvar bir reaksiyon olan Hashimoto tiroiditli hastaların yüzde 47’sinin hamile kalmakta zorluk yaşadığı tespit edilmiştir.

Düşük tiroid seviyeleri foliküllerin büyümesini ve gelişmesini engeller, FSH ve LH dengesini bozar, yumurtlamayı etkiler, yetersiz progesteron salınımına yol açar, luteal faz kısalır, yumurtanın implante olmasını olumsuz etkiler.

Tiroid ile ilişkili başka bir durum olan hiperprolaktinemi de, anovulatuar döngülere yol açar yani yumurtlamayı engeller.

Sık sık üşüyorsanız, açıklanamayan kilo alımını yaşadıysanız veya her zaman yorgun hissediyorsanız, tam bir tiroid paneli yapılmalıdır

Diyet desteği, bol miktarda iyot tüketilmesi, Brokoli, turp, Brüksel lahanası, lahana, karnabahar, hardal otu, kırmızı turp ve şalgam gibi Tiroit hormonlarının çalışmasını azaltan yiyeceklerin (guatrojenik besinler) aşırı tüketiminden kaçınılması önerilir, Mantar ve bira mayası aşırı tüketilmemelidir.

Hashimotolu olanlar için, glütenden vazgeçmek anahtardır.

  1. Gıda Hassasiyetleri veya intoleransları

Besin duyarlılıkları enflamasyonu tetikleyerek kısırlık açısından potansiyel oluşturur. Süt ürünlerindeki laktoz veya buğdaydaki glüten gibi bazı gıda maddelerini parçalamak için gerekli bir enzim vücutta eksik olduğunda ortaya çıkabilecek gıda intoleransı için de aynı durum geçerlidir. Gıda duyarlılığı belirtilerinin ortaya çıkması 72 saat kadar sürebilir ve bu onların tanınmasını zorlaştırır. Baş ağrısı, şişkinlik, sindirim sorunları veya şuur bulanıklığı  olabilir.

  1. Toksik etkiye Maruz Kalma

Endüstriyel kimyasallar, zehirleyici maddeler, böcek ilaçları gibi birçok toksin enflamasyonu tetikler, bağışıklık sistemini baskılar, doğurganlığı azaltır, hamilelik komplikasyonları ve doğum kusurlarına yol açar. Uzmanlar, ağır metallerin bağışıklık sisteminin vücudun kendi dokuları ve düşman işgalciler arasında ayrım yapma yeteneğine zarar verdiğini ve otoimmün saldırı için koşullar yarattığını belirtmişlerdir

Ağır etkileri olan kseno-östrojenler (vücudun kendi östrojenlerini taklit eden kimyasal). östrojen reseptörlerine bağlanır ve doğurganlık için gereken hormonal dengeyi bozar, meme kanseri riskini de artırabilir. Xenoestrojenler zellikle kişisel bakım ürünlerinde ve plastiklerde bulunur. Plastiklerin sert ve kırılmaz hale getirilmesinde kullanılan bisfenol-A veya BPA  over ve uterus için toksik maddelerdir

Vücut bakım ürünlerinde bulunan parabenler de östrojenleri taklit eder. Diğer endokrin bozucu kimyasallar arasında  kumaşlarda, halılarda, gıda ambalajlarında, şampuanda, yapışmaz tencerelerde (teflon), böcek ilaçlarında ve diğer ev eşyalarında bulunan perflorooktan sülfonat ve perflorooktanoat doğurganlık yetersizliği ile ilişkilidir.

  1. Kronik Stres

Vücudunuzun maruz kaldığı zorluklara etkili şekilde cevap verme kapasitesini zorlar, düşük dereceli enflamasyonu tetikler, hormon üretimini ve doğurganlığı etkileyebilir.

Stress hipotalamik-hipofiz-adrenal aksı etkiler, tehdit durumunda beyni ve vücudu savaş moduna sokan adrenalin gibi enflamatuar uyarır ve vücudun üreme yeteneği geçici olarak kapatılabilir.

Primer stress hormonu kortizoldur ve asıl göreci glikoz seviyelerini yükseltmektir ve daha yüksek kan şekeri seviyelerine sahip olmanız halinde salgılanacak yüksek insülin yumurtalıklar için doğrudan toksiktir ve testosteron üretiminin artmasına neden olmaktadır. Bu durum infertilitenin en yaygın nedenlerinden biri olan polikistik over sendromunun sebeplerinden biridir.

Nedeni Açıklanamayan İnfertilite Tedavisi

Adından da anlaşılacağı gibi nedeni açıklanamayan infertilitenin sebebi bilinmemektedir. Bu sebeple uygulanan tedaviler belirli zamanda karşılaşan sperm ve yumurta sayısını arttırmaya yöneliktir. Önerilen tedavi yöntemleri  IUI (inseminasyon-aşılama), overyen stimulasyon (klomifen sitrat,  gonadotropinler) veya ART (yardımcı üreme teknikleri-tüp bebek) tir. Değerlendirme dikkatli yapılmalıdır ve tedavi planlanmadan önce çiftlerin yaşı, infertlite süresi ve daha önceki gebelikleri gözönüne alınmalı, over rezervleri de değerlendirilmelidir.

Nedeni açıklanamayan infertilitede tek başına aşılama (IUI) etkisi zayıftır (%4.1).  Klomifen sitrat ile kombine IUI (aşılama) yapılması tedavi etkinliğini arttırır (%9.5). Eksojen gonadotropinlerle IUI kombinasyonunda siklus başına düşen gebelik oranı %17 dir. Nedeni açıklanmayan infertilitede hiç tedavi almadan siklus başına düşen gebelik oranının sadece %3 olduğu gözönüne alındığında Gonadotropin+IUI tedavindeki  %17’lik başarı oranı iyi bir değerdir. Ayrıca 4 siklus  Gn+IUI tedavisinden sonra elde edilen toplam gebelik oranı %33’ü bulmaktadır.

Ancak Gonadotropin ve IUI ile 3 siklüs tedaviden sonra halen gebelik elde edilemediyse bu hastalarda 4. deneme yerine ART  yani tüp bebek önermek daha uygun olacaktır.

Tüp bebek tedavisinde amaçlanan şudur:  sperm ve oosit bir araya getirilir, döllenme ve erken embrio gelişimi izlenir, döllenmiş embrio transfer kateteri  ile rahim içine yerleştirilir.   Tedavi esnasındaki gözlemler çiftlerdeki nedeni açıklanamayan infertilitenin sebebi hakkında bilgi sahibi olmamıza yardımcı olmaktadır.

Organik ürünler, çiğ sebze-meyve ve otlarla beslenmek, et ve süt ürünleri, soğuk su balıkları ve yüksek lifli yiyecekler gibi daha verimli yiyecekler ve takviyelerle diyetinizi değiştirmek doğurganlığı destekler. Doğurganlık diyeti uygulandığında yumurtlama bozuklukları nedeniyle kısırlık sebeplerinde yüzde 80’lik bir azalma olduğu gösterilmiştir.

Yoga yapmak gibi zihin-beden-ruhsal egzersizler doğurganlıkla ilgili stresi azaltmaya ve hatta doğurganlık başarısını yükseltmenize yardımcı olabilir.

Share this post

There are no comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Start typing and press Enter to search

Shopping Cart