Google

Ovulasyon (Yumurtlama) Testleri

OVULASYON (YUMURTLAMA) TESTLERİ

Menstruel siklusun ilk haftasında her iki yumurtalıkta gelişmeye başlayan bir grup yumurta hücresi, kendi aralarında bir yarışa girerek döllenme şansı en yüksek olan yumurta, en büyük yumurta haline gelmeye çalışırlar. Bu yarışı kazanan yumurta giderek büyür ve diğer yumurta hücrelerinden belirgin olarak büyüyüp "dominant folikül" haline gelir. Bir süre sonra bazı hormonların etkisiyle bu dominant folikül çatlar ve içindeki yumurta karın boşluğuna atılır. Karın boşluğuna atıldıktan sonra tüpler tarafından yakalanan yumurta yaklaşık 24 saat süreyle döllenmeyi bekler. Döllenme olursa (yumurta ve sperm hücrelerinin birleşmesi ile döllenme gerçekleşir) gebeliğin ilk aşamasına geçilir. Eğer döllenme olmazsa yumurta ölür ve bunu takiben yaklaşık 14 gün sonra adet kanaması oluşur. İki adet döneminin ortasına denk gelen yumurtanın çatladığı günler, kadının gebe kalma şansının en yüksek olduğu dönemdir. Bu dönemde gebelik planlayan çiftler gün aşırı veya her gün cinsel ilişkiye girmelidirler. Bir adet döneminde gebelik elde etme şansı yaklaşık %25 olduğundan gebelik elde edemeyen çiftler, morallerini bozmadan benzer şekilde bir sonraki ayda da yumurtlama günlerine denk gelecek şekilde cinsel ilişkiye girmeye devam etmelidirler. Genel olarak bir adet döneminde kadında sadece 1 yumurta üretilir ve çatlar.

Gebe kalabilmek için başvuran çiftlerde rastlanabilecek problemlerden biri olan ovulasyon  yani yumurtlama bozuklukları yaklaşık %15 görülmektedir. Bu durum gebeliğe engel olacak şekilde ağır (anovulasyon) veya hafif (oligoovulasyon) olabilir.

Ovulasyon olup olmadığı veya ne zaman olduğu değişik yöntemlerle belirlenebilir. Bunların tümü normal menstrüel siklüstaki hormonal olaylara dayanmaktadır. Uygulanan testlerin bazıları basit, bazıları da komplike ve pahalıdır. Bununla birlikte hiçbir test ovulasyonun kesin gerçekleştiğini söyleyemez; tek kanıt gebeliktir.

Menstrüel Öykü:  Tek başına adet düzeni öyküsü ovulasyon olup olmadığı hakkında bilgi verebilir. Normal ovulasyonu olan bayanlarda adetler düzenli, miktar ve süre açısından sabit ve tipik regl öncesi belirtilerle beraberdir. Anovulatuar yani ovulasyonu olmayan kadınlarda ise adetler düzensiz, ne zaman olacağı belli olmayan, miktar olarak değişkendir.

Bazal Vücut Isısı (BBT): BBT, dinlenme halindeki bazal vücut ısısıdır. Pratik olarak, her sabah yatar pozisyonda ayağa kalkmadan ölçülmeli ve kayıt edilmelidir. Ovulasyon sonrası progesteron düzeyinin artışıyla BBT artar. Foliküler faz boyunca (menstrüel siklusun ilk yarısı) BBT genellikle düşük düzeyde seyrederken ovulasyon gerçekleştikten sonra luteal fazda (menstruel siklusun 2. yarısı) hafif artış gösterir ve  menstruel siklüsün sonuna doğru tekrar düşerek adet döneminde bazal seviyeye iner. Yani vücut ısı artışından yaklaşık 12 gün ve sonrasında adet görülür. Eğer vücut ısısı artışından sonraki dönemde adet görülemezse gebelik söz konusu olabilir, böylece BBT düzeyi gebelik sebebiyle artan HCG etkisiyle yüksek seviyede devam edecektir.

BBT’deki değişiklik ovulasyon sonrası  progesteron seviyesinin 5 ng/dl’in üzerine çıktığı, yani siklus ortası LH artışından 1-5 gün sonra ve ovulasyondan 4 gün sonraya tekabül eder. Bu nedenle BBT   takibi yaparak gebe kalabilmenin en yüksek olduğu dönem  BBT artışından önceki 7 günlük dönemdir. Buna göre ilişki zamanlaması, ısı artışının olduğu en erken dönemden en geç döneme kadar gün aşırı şekilde olmalıdır.

BBT takibi kolay ve maliyetsiz olmasına rağmen zamanla sıkıcı hale gelebilir, günlük ısı takibi kimi zaman çiftlerde gebeliğe engel olacak şekilde stress yaratabilir. Bazı kadınlarda da adetleri son derece düzenli olmasına rağmen BBT de uygun sonuçlar çıkmayabilir. Böyle durumlarda başka alternatif yöntemler de kullanılabilir.

Serum Progesteron Seviyesi: Genellikle folikuler fazda (siklusun ilk yarısı) 1 ng/ml’nin altında, LH artışının olduğu gün hafif artmakta (1-2 ng/ml) ve ovulasyondan 7-8 gün sonra  en yüksek düzeye ulaşmaktadır. Genel olarak 3 ng/ml’in üzerindeki değerler ovulasyonun olduğunu gösterir.

Ovulasyonun siklusun  yaklaşık 14. günü olduğu  kabul edilirse 21. Gün progesteron ölçümü yapılması için en ideal zamandır. Ancak  normal regl siklüsü 21-35 gün kabul edilir ve  21 gün aralıklarla adet gören kadınlarda ovulasyon 9. gün olabilirken, 35 gün aralıklarla adet gören kadınlarda ise ovulasyon 22. günde olmaktadır. Böyle durumlarda ovulasyon tespiti için serum progesteron ölçümü yapılacak en uygun zaman beklenen menstruasyon tarihinden 1 hafta önce olmalıdır.

Luteal faz eksikliği ve bozukluğunun tanısında progesteron ölçümü faydalı olmaktadır.

İdrarda LH ölçümü:  Eczanelerde satılan ovulasyon kitleri idrarda siklus ortası LH artışını tespit etme prensibiyle çalışmaktadır. Bu kitler basittir, ve evde birkaç dakikada tespit yapabilmesiyle oldukça avantajlıdır. İdrarda LH seviyesi yükselip kritik seviyeyi geçtiğinde ovulasyon kiti pozitif olmaktadır. Test sonuçları sıvı alım miktarı ve testin uygulandığı zamana duyarlıdır. Yani sıvı kısıtlanmasına gerek yoktur ancak testten kısa süre önce bol miktarda sıvı alımından kaçınılmalıdır. Günün ilk idrarı alınmalıdır, çünkü bu idrar tipik olarak en konsantre idrardır. Ayrıca test öğleden sonra veya akşam saatlerinde yapıldığı taktirde LH artışı sabahın erken saatlerinde başladığı için sonuçlar çelişkili çıkabilir.

Genellikle ovulasyon idrar LH artımından 14-26 saat sonra (genel olarak 48 saat içinde) olmaktadır. Yani sonuç olarak gebe kalabilmenin en yüksek olduğu dönem LH artımının olduğu günden itibaren takip eden 2 gündür. İlk pozitif testin çıktığı günden sonraki gün, cinsel ilişki veya aşılama (inseminasyon) için en uygun gündür.

Ovulasyon kitlerinin en önemli dezavantajı masraflı ve sıkıcı olmasıdır. İdrarda LH salınımın takibi ovulasyonu olan (düzenli adet siklüsü, BBT kayıtları ve serum progesteron düzeyine göre) fakat düzensiz cinsel ilişkisi olan kadınlarda yapılmalıdır.

Endometrial Biopsi ve Luteal Faz Yetmezliği:   Adet siklüsü folikuler faz (menstruel siklüsün ilk yarısı) ve luteal fazdan (menstruel siklüsün 2. Yarısı) oluşur. Foliküler fazda Estrojen etkisiyle rahim iç duvarı (endometrium) proliferasyon gösterir, yani kalınlaşır. Luteal fazda ise progesteron etkisiyle sekretuar gelişim (sekresyon, salgı) söz konusudur. Yumurtlaması olmayan kadınlarda (anovulasyon) rahim iç duvarı sürekli proliferasyon gösterir, yani artmış Estrojen etkisiyle hiperplazi dediğimiz kalınlaşma söz konusudur.

Luteal faz yetmezliği olan kadınlarda düşük progesteron seviyeleri veya kısa luteal faz infertilite (kısırlık) veya erken gebelik kayıplarına sebep olmaktadır.

Endometrial biopsi ofis şartlarında uygulanabilen, steril plastik kanullerle biopsi alabileceğimiz basit bir yöntemdir. İşlem esnasında sedasyon anestezi veya lokal anestezi uygulanabilir. Ancak rahatsızlık verebilecek, masraflı bir testtir ve artık günümüzde eskisi kadar yaygın kullanılmamaktadır.

Transvajinal Ultrasonografi : Düzenli aralıklarla seri ultrasonografi muayeneleri ile yumurta hücrelerinin sayısı, boyutu ve ovulasyonun ne zaman olduğu hakkında en iyi tahmin yapılabilir. Ovulasyon bozukluklarında dominant folikul (olgun yumurta) gelişimi olmaz veya yumurta çatlamadan büyümeye devam eder ve kiste dönüşür.  Yumurta hücrelerinin ultrasonla takibi de maliyet gerektiren pahalı bir yöntemdir.

ÖZET olarak: İnfertilite (kısırlık) değerlendirilmesinde ovulasyonun (yumurta çatlaması) değerlendirilmesi önemlidir. Değişik metodlar uygulanabilir. Bu metodların bazıları basit ve ucuz iken, bazıları da karmaşık ve masraflıdır. Tek amaç yumurtlama olup olmadığının saptanması ise BBT veya uygun zamanda yapılacak serum progesteron düzeyi yeterli olacaktır. Ancak düzensiz cinsel ilişkisi olanlarda ovulasyon gününün doğru saptanması gerekiyorsa idrarda LH düzeyinin takibi en uygun seçenek olacaktır. İnseminasyon (aşılama) planlananlarda seri ultrasonografi muayeneleri gerekli bilgiyi verecektir.

Eğer anovulasyon (yumurtlama olmaması) tanısı konulduysa bu hastalarda ovulasyon indüksiyonu yapılması yani yumurta hücrelerini uyarıcı tedavi düzenlenmesi gerekir. Çoğu zaman ilk tedavi seçeneğinde basit ve ucuz maliyetli tedaviler seçilir. Tek sorun anovulasyon ise başarı yüksek olmaktadır.

KISIRLIK VE TÜP BEBEK

Kısırlık Nedenleri
Kısırlık (infertilite), 1 yıl süreyle hiçbir korunma yöntemi kullanılmaksızın cinsel ilişkide bulunulduğu halde hamile kalamamak anlamına gelir.
Erkek İnfertilitesi (Kısırlık)
Kısırlık tedavisi için başvuran çiftlerin %20’sinde erkek kısırlığı tek neden olabilmektedir. Bu çiftlerin %20-40’ında ise diğer sebeplerle beraber erkek infertilitesi de önemli bir neden olarak eşlik etmektedir.
Kadın Yaşı ve İnfertilite (Kısırlık)
20-24 yaş arası fertilite en yüksek seviyededir. 30-32 yaşından sonra hafif şekilde azalır ve 40 yaşından sonra hızla azalır. ART (yardımcı üreme teknikleri) ile elde edilen gebelik başarı oranları da yaş arttıkça azalmaktadır. Yaşlı kadınlarda genç yaştakilere göre elde edilen oosit(yumurta) ve embrio sayısı ve döllenme şansı düşüktür.
Over Rezerv Testleri
Son yıllarda yaşlanmayla birlikte yumurtalık folikül havuzu, boyutu ve kalitesini tanımlayan over rezerv ölçümlerinin önemi artmıştır. Bunların tümü bebek sahibi olmak isteyen hanımlarda gelecekteki gebelik şansını veya tedavi başarısını öngörmektedir.
Azalmış Yumurta Rezervi ve Yumurtaların Dondurulması
Kadın yaşının ilerlemesiyle birlikte yumurta rezervleri azalmaktadır.
Ovulasyon (Yumurtlama) Testleri
Gebe kalabilmek için başvuran çiftlerde rastlanabilecek problemlerden biri olan ovulasyon yani yumurtlama bozuklukları yaklaşık %15 görülmektedir. Bu durum gebeliğe engel olacak şekilde ağır (anovulasyon) veya hafif (oligoovulasyon) olabilir.
Nedeni Açıklanamayan İnfertilite
Nedeni açıklanamayan infertilite tanısı, yapılan tüm test sonuçlarının (normal sperm analizi, ovulasyon gerçekleştiğinin ispatı, rahim içi ve fallop tüplerinin durumu) normal çıkması sonucu konulur. Gebe kalamayan çiftlerin %10-30’unda görülmektedir.
© Copyright 2010 Jinekomed Tüm Hakları Saklıdır. Yasal Uyarı
Powered By Nar Bilişim